Boşanma Davalarında Velayet Kime Verilir?

Boşanma Davalarında Velayet 

Boşanma davalarında velayet konusu en problemli durumlardan biridir. Tarafların müşterek evlatlarının velayeti konusunda anlaşamaz ise çekişmeli boşanma davasında Aile mahkemesinde karşılıklı olarak velayet talebinde bulunur. Anlaşmalı boşanma davasında velayet hususunda anlaşılmaz ise hakim tarafların anlaşmalı olarak boşamaz. Velayet konusu boşanmak isteyen çiftler çocukların kimde kalacağı yönünde anlaşma durumlarına dair sonuçları içerir. Velayeti talep eden taraflar çekişmeli boşanma davası devam ederken talep hakları bulunurlar. Velayet davası ise taraflar hakkında Aile mahkemesi hakimi tarafından boşanma kararı verilmiş.Karar kesinleşmiş.Boşanma davası sonucunda velayet kime verilmişse velayeti elinde olmayan taraf velayeti elinde olan eski eşine karşı bu davayı açabilir. Müşterek çocuğun velayeti elinde olmayan taraf velayeti istiyorsa velayet şartını karşılayacak şartlara sahip olması ve evladının velayetini almak için haklı sebebi olması gerekir. 

Boşanma velayeti ile ilgili sorularınız varsa ilk önce  https://www.yanardagavukatlik.com/bosanma-avukati/ sayfamızı ziyaret ederek bilgi alabilirsiniz. Bu sayfada boşanma avukatının sizlere sağlayacağı faydaları öğrenebilirsiniz.

boşanma davalarında velayet

 Boşanma Davalarında Velayet Kime Verilir? 

Boşanma davalarında velayet anneye veya babaya verilir şeklinde kesin olarak velayetin kimde olacağı cevabı yoktur. Çekişmeli boşanma davalarında velayet müşterek çocuğun yaşı anne, babanın ruhsal ve evlilik içinde ki kusur etkenleri bunların en önemlisi boşanma davası hakimi tarafından atanan uzman  pedagog raporu doğrultusunda çocuğun mutlak faydasına istinaden  tayin edilir.  

Çekişmeli boşanma davasında velayete dair net bir şekilde kusurlu olduğu sabit olsa dahi çocuğun yaşı çok küçük olması annenin ruhsal ve fiziksel bakımdan sağlıklı ve çocuğuna bakacak seviyede olması neticesine dava da kadın net bir şekilde kusurlu olsa dahi velayet anneye verilebilir. Çekişmeli boşanma davasını yürüten Aile mahkemesi hakiminin müşterek çocuğun velayeti için en büyük önceliği gelişimi ve yaşayışı için mutlak faydasıdır. Boşanma davalarında çocuk on yaşından küçük ve anneye bağlı ise kadın kusurlu veya erkek ile eşit kusurlu ise velayetin anneye verilme ihtimali yüksektir.  

Boşanma davalarında velayet durumlarında aile mahkemesi hakimi en doğru kararı vermek için tarafları adliye de bulunan uzman pedagog yönlendirir. Taraflar uzman pedagogdan randevu alır. Randevu saatinde görüşme olur. Uzman pedagog hem tarafları, çocukları küçük olsa konuşabilecek yaşta ise onunla da konuşur.  Velayet hakkında Gerekli raporu hazırlar. Aile mahkemesine gönderir. Aile mahkemesi hakimi uzman raporuna kesin surette bağlı olmasa dahi mutlaka bu raporu göz önüne alır. Boşanma davalarında pedagog tarafından hazırlanan velayet durumuna dair uzman raporu çok önemlidir.  

Çocuğun Velayeti Hangi Durumda Anneye Verilmez? 

Boşanma davalarında müşterek çocuğun velayeti anne akıl sağlığını kaybetmiş, evladına bakabilecek ruhsal ve fiziksel bir olanağa sahip değilse velayet anneye verilmez. Ayrıca Annenin ağır psikolojik sıkıntıları varsa bu durum müşterek çocuğun hayatını etkileyecek bir boyutta ise uzman raporu ile bu durum sabit görülürse velayet anneye  verilmez. 

Boşanma davalarında annenin psikolojik ilaç alması anneye velayet verilmemesi için geçerli bir sebep değildir. Yukarıdaki sebepleri belirttik sanılmasın ki biz boşanma avukatları çocuğun velayetinin anneye verilmesi taraftarı değiliz. Evladına en iyi bakacak olan annedir. Kimse annenin yerini tutamaz. Bu sebeple yaşı çok küçük olan çocuklar belirli yaşa kadar annenin herhangi bir problemi yoksa velayetin anneye verilmesi sağlıklı olacaktır. Annenin herhangi bir geliri yoksa kendisine yoksulluk çocuk/lar içinde iştirak nafakası bağlanır.  

Anneler açısından maddi manevi tazminat nafaka durumundan ziyade en çok korktukları ve endişe duydukları durum çocuklarının velayetidir. Bu sebeple şu durum açık ve net bir şekilde belirtmek isteriz. Annenin boşanma davasında kusuru olsa dahi bu durum tamamıyla çocuğun velayetini olumsuz yönde etkilemez. Velayet başka bir durum evlilik içinde kusur durumu başka bir durumdur. Velayette anne babanın faydası değil çocuğun en yüksek fayda durumu söz konusudur.  

Boşanma Davalarında Velayetin Babaya Verilmesi  

Boşanma davalarında annenin evladına bakacak ruhsal ve fiziksel durumu yoksa babanın velayet için gerekli şartları karşılaması durumunda velayet babaya verilebilir. Velayetin babaya verilmesi için Aile Mahkemesi Hakimi babanın gelirini, yaşadığı yeri tüm durumları araştırır. Bu sebeple sosyal inceleme raporu ister. Sosyal inceleme raporunda baba müşterek evladının velayetini almak için uygun bulunursa Aile mahkemesi hakimi velayetin babaya verilmesine hükmeder.  

Boşanma Davası Velayet Uzman Raporu Örneği 

 İstanbul  ….Aile Mahkemesince yukarıda numarası verilmiş bulunan dosyada davalı-davacı tarafların müşterek çocukları hakkında velayet, kişisel ilişki kurulması hususlarında uzman raporu alınmasına karar verilmiştir.  

 

Davacı……..İle Yapılan Bireysel Görüşmenin Özeti: 

Davacı …….., ……… doğumlu, …….. mezunu, yazılımcı  aylık ortalama …….TL gelirinin olduğunu, sigara kullandığını, nadiren alkol kullandığını, psiko-aktif madde kullanımı olmadığını, ayrılık sonrası yaklaşık …… aydır bir arkadaşı ve müşterek çocuk ile birlikte İstanbulda  bir sitede….. doğalgazlı bir dairede aylık ……..TL kira karşılığı oturduklarını, astım rahatsızlığı dışında kronik bir sağlık sorununun olmadığını, psikolojik tedavi ve destek almadığını, geçmişte herhangi bir suça karışmadığını beyan etmektedir. 

Davacı, …… yaşında cinsel istismara uğradığını, yaklaşık ……yıl kadar devlet yurdunda kaldığını, yurtta kalırken ………. yurtta kurs verdiğini, onunla tanıştığını, onun aracı olması ile davalı ile ……….ay içerisinde tanışarak evlendiklerini beyan etmektedir. Davacı, evlilik sürecinde davalının ailesi ile aynı evde yaşadıklarını, sadece …….. yıllık bir süreçte ayrı evde kaldıklarını, davalının aile yapısının iyi olmadığını, evde küfürlü konuşmaların olduğunu, sürekli tartışmaların yaşandığını, davalının ……… kardeşinin para karşılığı fuhuş yaptıklarını, kendisinin de fuhuşa sürüklendiğini, bu nedenle defalarca kadın sığınma evine gittiğini, ailesinin baskısı ile tekrar davalının yanında yaşamaya devam ettiğini beyan etmektedir. Davacı, evlilik birlikteliği içerisinde davalıdan sözel, duygusal, psikolojik, duygusal şiddet gördüğünü, davalı eşi tarafından aldatıldığını, davalı eşinin sadakatsiz davranışlar sergilediğini, sorumsuz biri olduğunu, evin ihtiyaçlarını karşılamadığını, sorumluluklarını yerine getirmediğini, müşterek çocuğun bakımında rol almadığını, ona yeterli düzeyde zaman ayırmadığını, müşterek çocuğun ev içerisinde yaşanan huzursuzluk ve tartışmalardan olumsuz etkilendiğini beyan etmektedir. Davacı, davalı eşinin son ….. yıla kadar uyuşturucu maddesi kullandığını, sonrasında devam edip etmediğini bilmediğini, davalının……..adındaki kardeşinin ise …….. kullanması nedeniyle hayatını kaybettiğini beyan etmektedir.  

Davacı, en son yaşanan ayrılık olayı ile ilgili olarak, müşterek çocuğun, kayınvalidesi ile memleketlerine gittiklerini, o süreçte davalı eşinin…… adındaki …… ile aynı evde kaldıklarını, onun cinsel saldırısına maruz kaldığını, davalı eşinin tepki gösterdiğini, kayınvalidesinin ve diğer aile bireylerinin ise yaşanan olaya tepkisiz kaldığını, fakat bu kişinin bu olay sonrasında da kayınvalidesinin evinde yaşamaya devam ettiğini beyan etmektedir. Davacı, yaşadığını iddia ettiği son olay sonrasında boşanmaya karar verdiğini, davalı eşine boşanmak istediğini belirttiğini, eşyalarını alarak evden ayrıldığını, bir hafta sonrasında ise memleketlerine giden kayınvalidesinin yanında olan müşterek çocuğu geri aldığını, müşterek çocuk ve arkadaşıyla ev kiralayarak yaşamaya başladıklarını beyan etmektedir. 

Davacı, ayrılık sonrasında, davalı eşi ile müşterek çocuğun yatılı olarak görüştüklerini, davalı eşinden çok davalının annesinin müşterek çocuk ile görüşme talebinin olduğunu, davalının müşterek çocuğa yeterli zaman ayırmadığını, müşterek çocuk ile davalının annesinin ilgilendiğini, bakımını onun yaptığını, müşterek çocuğun yatılı olarak birkaç hafta davalı ve davalının annesinin yanında kaldığı zamanların olduğunu beyan etmektedir. Davacı, müşterek çocuğun davalı ve davalının annesinin yanında yatılı kalmasına engel olmadığını, fakat davalının kaldığı evde kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia ettiği davalının ……… adındaki yeğeninin de olduğunu, dolayısıyla müşterek çocuk için endişe duyduğunu, kızına bu kişi ile iletişim kurmamasını sık sık tembih ettiğini beyan etmektedir.  

Davacı, müşterek çocuğun, …..sınıf öğrencisi olduğunu, ayrılık sonrasında eğitiminin yarıda kaldığını, boşanma süreci nedeniyle müşterek çocuğun kaydını alamadığını, birkaç aydır çocuğunun okulundan uzak kaldığını, okul öğretmeninin devamsızlık konusundaki uyarısı sonrasında müşterek çocuğun okulundan geri kalmaması adına müşterek çocuğu davalı ve davalının annesinin kaldığı eve göndereceğini,……..güne okuluna devam edeceğini, müşterek çocuğun velayet sorumluluğunu alması durumunda okul kaydını almak istediğini beyan etmektedir.    

Davacı, boşanma konusunda kararlı olduğunu, müşterek çocuğun velayet sorumluluğunu almak istediğini, davalı babanın ve ailesinin riskli bir yaşamlarının olduğunu, davalının sorumsuz bir kişi olduğunu, müşterek çocuğun velayet sorumluluğunu yerine getiremeyeceğini; kendisinin ise müşterek çocuğun, eğitim, sağlık, bakım, psiko-sosyal gelişim ve ihtiyaçları konusunda sorumluluk alabileceğini, müşterek çocuğun kendisi yanında daha sağlıklı bir gelişim göstereceğini, velayet sorumluluğunun kendisine verilmesi halinde müşterek çocuğun davalı baba ile davalının …… adındaki yeğeninin olmadığı ortamda yatılı olarak kişisel ilişki kurabileceğini, …………. adındaki kişiden kızının zarar görebileceği hususunda endişelerinin olduğunu, aksi durumda müşterek çocuğun davalı ile yatısız kişisel ilişki kurmasını talep ettiğini beyan etmektedir. 

  

Müşterek Çocuk……………….  İle Yapılan Bireysel Görüşmenin Özeti

Müşterek çocuk, ……….yaşında olduğunu, ……..sınıf öğrencisi olduğunu, annesi ve babası arasındaki boşanma davası nedeniyle birkaç aydır okulundan uzak kaldığını, birkaç gün sonra tekrar okuluna başlayacağını, evde annesi ve annesinin arkadaşıyla birlikte yaşadıklarını, geceleri annesiyle birlikte uyuduğunu, yemekleri annesinin yaptığını, banyosunu annesinin yaptırdığını, ihtiyaçlarını annesinin karşıladığını, annesiyle oyun oynadığını, gezmeye gittiklerini, parka gittiklerini, annesiyle güzel vakit geçirdiğini, annesinin kendisine iyi davrandığını, annesiyle yaşamaktan mutlu olduğunu, sorun yaşamadıklarını beyan etmektedir.  

………., anne ve babasının ayrı yaşamadan önce evde sık sık tartıştıklarını, babasının annesine bağırdığını, ona karşı küfürlü konuştuğunu, anne ve babasının tartıştıkları zaman korktuğunu beyan etmektedir.  

………., ayrılık sonrasında babasıyla sık sık görüştüğünü, telefon ile iletişim kurduğunu, babasına gittiği zamanlarda yatılı da kaldığını, babasının akşamları genellikle saat …..’da eve geldiğini, babasının eve geldiği zamanlarda uyumuş olduğunu, babasıyla iletişiminin iyi olduğunu, bazen parka gittiklerini, babasına gittiği zamanlarda kendisiyle babaannesinin ilgilendiğini, bakımını babaannesinin yaptığını, onunla zaman geçirdiğini beyan etmektedir. ….., annesi ve babasının ayrılıkları sebebiyle okulundan geri kaldığını, devamsızlığının olduğunu, okulundan geri kalmamak adına bir iki gün içinde babasında yatılı olarak kalmaya başlayacağını, okuluna devam edeceğini beyan etmektedir.  

….., babaannesinin evinde……… adında biri olduğunu, onunla oyun oynamadığını, iletişim kurmadığını, neden iletişim kurmadığı sorulduğunda, onunla görüşmek istemediğini beyan ettiği gözlenmiştir. 

……….., annesinin yanındaki yaşam düzenini sürdürmek istediğini, annesini kendisine daha yakın hissettiğini, ihtiyaçlarıyla annesinin ilgilendiğini, annesi olmadan yapamayacağını, babası ile de yatılı olarak görüşmek istediğini beyan etmektedir. 

DEĞERLENDİRME ve SONUÇ   

Davacı …….. ile yapılan bireysel görüşmede davacının kendisine sorulan sorulara amacına yönelik cevaplar verebildiği, duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade edebildiği, algılama düzeyinin normal olduğu, rahat ve doğal bir kişilik özellikleri sergilediği, göz teması kurabildiği, günlük yaşam sorunlarıyla yeterli düzeyde baş etme becerisine sahip olduğu değerlendirilmiştir. 

Müşterek çocuk …… ile yapılan bireysel görüşmede kendisine sorulan sorulara yaş ve gelişim düzeyine göre cevaplar verebildiği, dil becerisinin, kelime haznesinin ve algılama düzeyinin yaşıtlarıyla uyumlu olduğu, görüşme süresince rahat ve doğal kişilik özellikleri sergilediği, iletişim kurarken göz teması kurabildiği, psiko-sosyal, ruhsal ve fiziksel bir engel durumunun olmadığı, giyim ve temizliğinin iyi düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. 

Müşterek çocuğun anne ve babasıyla olan iletişimin niteliği, sıklığı, tutarlılığı, onun sağlıklı  gelişim sağlanmasında önemli rol oynamakta olup çocuğun gereksinim duyduğu ölçüde ebeveynleri ile düzenli iletişim kurması, ebeveynlerin de birbirleriyle uyumlu ve koordineli etkileşim halinde bulunmaları, çocuğun gelişimini destekleyici tutum ve davranışlar sergilemeleri, çocuğun sosyalleşmesini, diğer bireylerle olan iletişimini, toplum içerisinde sorumluluk almasını belirleyecektir. Velayet yükümlülüğünü elinde bulunduran ebeveyn, çocuk ile diğer ebeveynin ilişkisine zarar verebilecek, duygusal bağını zedeleyecek tutum ve davranışlardan uzak durmalı, çocuğun diğer ebeveynine karşı olumsuz telkin ve yönlendirmede bulunmamalı; çocuğun diğer ebeveyni ile kuracağı şahsi ilişkinin ihtiyaç duyduğu düzeyde, düzenli ve tatmin edici düzeyde olmasına özen göstermelidir.   

 Davalı tarafın randevu talebinde bulunmaması nedeniyle görüşme yapılamamakla birlikte, davacı ve müşterek çocuk ile yapılan görüşmelerde elde edilen bilgiler ve izlenimler doğrultusunda; davacı annenin velayetin anlam ve sonuçlarının farkında olduğu, davacı annenin müşterek çocuğun bakımı, sağlığı, eğitimi, barınması ve psiko-sosyal ihtiyaçlarıyla ilgili ebeveyn becerilerine sahip olduğu, müşterek çocuğun gelişim dönemleri ve temel ihtiyaçları konusunda yeterli bilgi ve farkındalık sahibi olduğu, müşterek çocuğun velayet sorumluluğunu alma konusunda motivasyonunun yüksek olduğu değerlendirmekle birlikte; müşterek çocuğun, duygusal yöneliminin annesi yönünde olduğu, yaşam düzenini annesi yanında sürdürmek konusunda motivasyon sergilediği, müşterek çocuğun, yaş ve gelişimi, mevcut düzeni, uyum ve adaptasyon süreci düşünüldüğünde, daha çok anne bakım ve ilgisine gereksinim duyduğu, davacı annesi yanındaki yaşam düzeninin değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir olumsuz durumun halihazırda tespit edilmediği, bu kapsamda müşterek çocuğun, velayet sorumluluğunun davacı anneye verilebileceği yönünde kanaat edinilmekle birlikte; müşterek çocuğun davalı baba ile yatılı olarak görüşebildikleri, müşterek çocuğun davalı baba ile kuracağı bağların güçlendirilmesi onun sevgi, şefkatine ihtiyacı ve psiko-sosyal gelişiminde önemli olacağı, buna karşılık, davacının, davalı babanın yaşadığı evde, …………. adındaki yeğeninden cinsel istismara uğradığı yönündeki iddiaları dikkate alındığında; müşterek çocuk açısından olası risk faktörünün önüne geçilmesi ve risk faktöründen müşterek çocuğun korunması amacıyla davalı babanın, müşterek çocuk ile mahkemenin takdir edeceği zaman dilimlerinde davalının …………. adındaki yeğeninin olmadığı ortamda yatılı kişisel ilişki kurmasının müşterek çocuğun yüksek yararına olabileceği yönünde kanaat edinilmiştir.  

4787 Sayılı Kanunun 5. maddeleri ve bu kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik uyarınca hazırlanan inceleme raporu, takdir mahkemeye ait olmak üzere İstanbul  …..Aile Mahkemesi’ne sunulur.  

 Boşanma Davalarında Velayet İle İlgili Yaşanılan Sorunlar    

Boşanma davalarına velayet ile yaşanan en büyük sorunlardan birisi velayeti elinde bulunduran tarafın sebepsiz yere velayet elinde olmayan diğer eşe gösterilmemesidir. Boşanma davası açılmadan önce veya açıldıktan sonra boşanma davasına bakan Aile mahkemesi hakimi tensip zaptından müşterek çocuğun tedbiren velayetinin kimde olduğuna karar vermez ise ortaya büyük sorun çıkar. Örneğin boşanma davaları devam eden kadın eş müşterek çocuğu yanından bulundurur. Evladını görmek isteyen babaya göstermezse baba elinde velayet görüş kararı olmayan baba polis merkezinden yardım istese dahi emniyet kuvvetleri haklı olarak  tedbiren velayete dair mahkeme kararı ister. Bu mahkeme kararını almak için  evladını göremeyen kişi tedbiren velayete dair karar verilmesini Aile mahkemesinden talep eder. Çoğunlukla Aile mahkemesi tedbiren velayet için dosya üzerinden karar verir.  Velayet kararına rağmen müşterek çocuk yine gösterilmez ise çocuk görüşüne dair icra takibi başlatılır. Görüş emri velayet elinde olan tarafa tebliğ edilir. Bu emre uyulmaz ise karara uymayan taraf hakkında İcra ceza mahkemesinde dava açılır mahkeme emrini yerine getirmediği sabit görülürse müşterek çocuğu göstermeyen  kişi hakkında altı aya tazyik hapsi cezası verilir.  

  Yargıtay 19. Ceza Dairesi   2018/6467 Esas  2018/12276 Kararında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16.HD-220 Esas, 2006/231 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, “Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle kararda belli bir sürenin öngörülmesi, yaptırımın bu niteliğine aykırı olacaktır.” şeklindeki gerekçe ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 341. maddesinde yer alan ” Çocuk teslimi hakkındaki ilâmın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilâmın veya ara kararının gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir.” düzenleme nazara alındığında, disiplin ve tazyik hapsinin kısmi bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde serbest kalacağı cihetle, sanığın 6 aya kadar hapsen tazyikine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde 3 ay hapsen tazyikine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2018 tarihli ve 2018/6 Değişik İş sayılı kararının CMK’nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA karar vermiştir.  



Bir cevap yazın

Call Now ButtonHemen Arayın